Haber Detayı
23 Eylül 2019 - Pazartesi 12:08
 
DSP'nin Olağan Kurultay tarihi belli oldu
SİYASET Haberi
DSP'nin Olağan Kurultay tarihi belli oldu

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal '15 Aralık'ta yapılacak DSP 11'inci Olağan Kurultayı, Türkiye'nin önüne yeni hedefler koyacak, Türkiye Cumhuriyeti'ni yeniden dünya devletleri arasındaki onurlu ve saygın konumuna taşıyacaktır' dedi.

 

İstanbul’da bir otelde gazetecilerle buluşan ve bir basın açıklaması yapan Demokratik Sol Parti (DSP) lideri Önder Aksakal, iktidara başta ekonomi olmak üzere önemli eleştiriler yöneltti.

Demokratik solcuların, 17 sene önce verdiği iktidarı geri almaya hazır olduğunu belirten Aksakal, “Türkiye Cumhuriyeti’ni onurlu ve saygın konumuna yeniden taşıyacağız” ifadelerini kullandı.

Önder Aksakal’ın kurultay ilanı ve gündeme ilişkin eleştiri ve değerlendirmelerini içeren açıklaması şu şekilde:

“Saygıdeğer basın mensupları, değerli arkadaşlarım..

Bugün burada sizlerle bir arada bulunmaktan dolayı duyduğum memnuniyeti özellikle belirtmek isterim.

Sizler de çok yakından izliyor ve iyi biliyorsunuz ki, ülkemizin siyasi gündemi ve stratejisi,  gerçeklerden oldukça uzak bir şekilde asli unsurlarının kontrolü dışında başka merkezlerce kurgulanmakta ve topluma “bir şekilde”dayatılarak biçimlendirilmektedir.

Bunun sonucunda oluşan yönetim yapılanması ve anayasal zemin koşullarında Türkiye’nin Cumhuriyet hedeflerine ulaşabilmesi için bizler oldukça zorlu süreçler dahilinde siyaset üretmeye çabalıyoruz.

Değerli basın mensupları,

Türkiye uzunca bir zamandır önemli bir projenin öznesi haline getirilmiş ve bölgemizde tasarlanan “yeni haritaların”hamisi yapılmaya çalışılmaktadır.

Demokratik Sol Parti olarak bu girişimin başladığı günden beri ulusal duruşumuzu tavizsiz sürdürüyoruz, sürdürmeye de devam edeceğiz.

Biliyoruz ki, bu duruşumuzun karşılığı olarak da projenin sahipleri ile uygulayıcı mekanizmalarının partimize yönelik her türlü siyasi engelleme ve DSP’yi toplumdan uzak tutma çabaları devam edecektir.

Artık aynı konuları sürekli konuşmaktan, her gün televizyon ekranlarında aynı kişilerin“engin görüşlerini (!)”paylaşarak milleti bir noktaya getirme gayretlerini izlemekten usandık.

Ülkemiz kan kaybediyor!

Türkiye Cumhuriyeti kolay kurulmadı

Emperyalist sistemin yüz yıl önce giriştiği paylaşım planı yeniden hayata geçirilmeye çalışılıyor. Kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın. Sözde özgürlük, demokrasi, adalet kavramlarını kalkan yaparak gerçek anlamda millî iradeyi ipotekleri altına almaya kalkanların, yüz yıl önce de aynı yöntemlerle Kurtuluş Savaşı şartlarını yarattıklarını tarih kitapları açık açık yazıyor.

Bugün milletimizin ve siyaset aktörlerinin öncelikli görevi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yüksek çıkarlarını ortak payda haline getirip milletçe topyekün birlikteliği sağlamaya yönelik çalışmalarını yoğunlaştırmaktır.

Türkiye’de siyasal rejimin değiştiği konusunu kabullenmekte zorlanan ya da kabul etmek istemeyen bir kesim var. Bu bir siyasi arızadır, bunun acilen tedavi edilmesi gerekir. Gerçeklerden kaçarak, görmezden gelerek, deve kuşu misali başını kuma gömerek, hamasi söylemlerle toplumu oyalamaya kimsenin hakkı yoktur.

Günlük politik gündemin dedikodusu düzeyinde siyaset yapanlar, bu çerçevede “yandaşı olduğu siyasi kesimin”kalemşörlüğünü yapanlar şunu bilmelidirler ki hepimiz aynı gemideyiz.

İktidar’da ve parlamentoda bulunan partilerin tamamında gizli / açık kendi içlerinde bir kavganın varlığı artık yadsınamaz bir gerçektir.

Dün beraber aynı yolda yürüyüp, aynı yağmurda ıslananlar önce ikiye bölündüler, bugün de dörde bölünmek üzereler.

Cumhuriyetin kurucu iradesi olduklarını iddia edip, bugün “Cumhuriyetin yıkıcı iradesi” misyonunu üstlenenlerin üçe bölünmelerine ramak kaldı.

Milliyetçiliği kimseye bırakmayan, ama her dönem avantadan iktidarların kenarında köşesinde bulunmayı alışkanlık haline getirmiş olanlar zaten ikiye bölünmüş vaziyetteler.

Varlık gerekçelerini sadece ve sadece ayrılıkçı bir siyasetin zemini üzerine bina edenler de ayrılıkçı terör örgütüyle yan yana görünüp görünmeme üzerine kavgalarını sürdürmektedirler.

Kısacası, ülkenin geleceğine yönelik siyaset üretme, toplumsal kalkınmayı esas alacak ekonomi politikaları yaratma konusunda yeteneksizlikleri tescillenmiş partilerle artık bir adım ileri gidebilme olanağı kalmamıştır.

Ekonomisi, dış politikası, sosyal adalet sistemi, eğitim ve sağlık politikaları iflas etmiş bir iktidar karşısında ülkeyi bu bataktan batıranların çıkarması beklentisiyle seçimi gereksiz gören bir ana muhalefet yapısıyla çağdaş medeniyetler ülküsünün gerçekleşeceğini beklemek düpedüz aymazlık olarak değerlendirilmelidir.

Değerli basın mensupları,

Evet.. ekonomimiz hiç de iyi bir noktada değil. Hangi verileri kullanırlarsa kullansınlar, hangi “kamuoyu araştırma” kuruluşlarının sözcülerini boy boy ekranlara taşırlarsa taşısınlar, biz biliyoruz ki;

1- Ülke’de dört kişilik bir aile için aylık açlık sınırı 2.068.-TL, yoksulluk sınırı 6.733.-TL. buna karşılık bir çalışan için reva görülen asgari ücret 2.020.-TL.

2- Toplumda 15 yaş üzerinde ve çalışabilir nüfusun 13’ü işsiz. Bu rakam 15-24 yaş aralığında, yani genç nüfusunda 24,8’i kısacası dörtte biri işsiz.

3- Demokratik Sol Parti olarak Ak Parti’ye devleti teslim ettiğimizde evet, paramızda 6 sıfır vardı ama 80 yıllık Cumhuriyet kazanımlarımızın tamamı envanterimizde kayıtlı ve çalışır vaziyetteydi. Ülke ekonomisine katkıları vardı. Bugün paramızda 6 sıfır yok, ama bu kazanımların da neredeyse hiçbiri kalmadı.

4- O gün paramızda 6 sıfır vardı ama bir asgari ücretle 9 çeyrek altın alabiliyorduk. Bugün paramızda 6 sıfır yok, ama bir asgari ücretle 4 çeyrek altın alabiliyoruz.

5- Paramızda 6 sıfır vardı ama, enflasyonu 90’lardan 27,8’lere indirilmiş bir ekonomi, sistemi sağlam temellere kavuşturulmuş kendi Bankalarımız vardı. Bugün paramızda 6 sıfır yok, ama bu Bankaların da neredeyse hiçbiri artık bizim değil.

6- Paramızda 6 sıfır vardı ama, iç ve dış borcumuzun toplamı 150 milyar Dolar civarındaydı. Bugün paramızda 6 sıfır yok, ama devletin iç ve dış borcu neredeyse 1 trilyon Dolar’a yaklaştı.

7- Paramızda 6 sıfır vardı ama, içeride ve dışarıda huzurlu, tek bir kurşun atılmayan, tek bir şehit haberi gelmeyen, terörü bitirmiş bir devletimiz, yaşamı huzur içinde, başını yastığa koyduğunda evladının şehit haberi gelir mi diye kaygılanmayan yurttaşlarımız vardı. Bugün paramızda 6 sıfır yok, ama boğazına kadar terör bataklığına ve çaresizliğine gömülmüş, evlatlarını terör örgütünün teorik destekçisi partilerin kapısında arayan anaların olduğu Türkiye var.

Daha bir çok örneği burada sıralayabiliriz. Ama buna da artık lüksümüz yok.

Bütün bu olumsuzlukların yanında olası siyasi ve ekonomik çıkmazları bertaraf edebilme adına sayın Cumhurbaşkanı’nın, seçimlere katılma yeterliliği taşıyan tüm partilerin Genel Başkanlarını bir masa etrafında ivedilikle toplantıya çağırma mecburiyeti kendini hissettirmektedir.

Zira ülkeyi içine düşürdükleri bu açmazdan tek başına çıkarabilme imkânı kalmamıştır.

En yakınındaki destekçileri dahi bir fırsat kollar vaziyete gelmiştir. Dün koşulsuz ve hesapsız bir şekilde sayın Cumhurbaşkanının önüne kalkan olanlar bugün bulabildiği ilk kovuğa sığınma, saklanma ve hatta yer yer arkadan vurabilme haline girmişlerdir. Bu çok acıdır!

DSP olarak 2002 yılında biz bu ihanetleri yaşadık.

10 gün sonra TBMM yeni yasama yılına başlayacak. Her ne kadar Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin varlığı gerekçe gösterilerek Meclis iradesinin ortadan kalktığı topluma dikte edilmeye çalışılıyor ise de, esasen “dirayetli” bir Meclis, Cumhurbaşkanı Hükümetini de etki alanında tutarak doğru icraatlar yapabilmesini sağlama yetkisine ve gücüne sahiptir.

Açıkladığım tüm gerekçeler kapsamında TBMM, başta ana muhalefet partisi olmak üzere Ak Parti’nin 18 yıllık siyasi ve idari geçmişinin yanlışlarını ve ülkeye açtığı zararları dikkate alabilecek parlamenterler eliyle gerçek anlamda demokratik ve eşit koşullarda bir seçim sistemini ortaya koyacak yasal düzenlemeyi hayata geçirmelidir.

Seçim barajlarını sıfırlamalı, seçimlerde yapılan hazine yardımını seçimlere katılan partilere eşit şekilde, seçim sonrasında yapılan yıllık hazine yardımını da partilerin seçimlerde aldıkları oy oranına göre tahsis etmelidir.

Artık toplum kendini daha özgür, daha güvende ve daha mutlu olabileceği gibi duygulara teslim edebilmelidir. Bunu gerçekleştirme sorumluluğu elbette ki başta sayın Cumhurbaşkanı ve hükümetinin, beraberinde ise Mecliste görev üstlenen siyasi partilerindir.

Demokratik Sol Parti, 18 yıl önce sorunları neredeyse tamamen ortadan kaldırılmış olarak Ak Parti’ye teslim ettiği devleti, yeniden sorunları ortadan kaldırılmış ve kaybedilen kazanımları yeniden kazanılmış bir devlet haline getirmeye hazırdır.

15 Aralık 2019 tarihinde toplanacak olan DSP 11. Olağan Kurultayı, Türkiye’nin önüne yeni hedefler koyacak, Sevgi felsefesini birinci ilke olarak ele alıp, Atatürk’ün öngördüğü Anadolu Uygarlık Projesini esas alan, “Halkçılık”temeli üzerine kurulmuş Türkiye Cumhuriyetini Cumhuriyetkent programıyla yeniden dünya devletleri arasındaki onurlu ve saygın konumuna taşıyacaktır.”

Kaynak: Editör: Emin Ayyıldız
Etiketler: DSP'nin, Olağan, Kurultay, tarihi, belli, oldu,
Yorumlar
Haber Yazılımı