Haber Detayı
26 Şubat 2020 - Çarşamba 00:45
 
“AVRUPA’DA BİRİNCİ, DÜNYADA DÖRDÜNCÜYÜZ!”
Demokratik Sol Parti (DSP) İstanbul İl Başkanlığı’nın başlattığı “Sağlıklı Beslenme, Sağlıklı Yaşam” konulu “Kültür ve Eğitim Etkinlikleri”nin ilki DSP Şişli İlçe Başkanlığı’nda gerçekleşti.
KÜLTÜR Haberi
“AVRUPA’DA BİRİNCİ, DÜNYADA DÖRDÜNCÜYÜZ!”

“Sağlıklı Beslenme, Sağlıklı Yaşam” konulu ilk etkinlik Dr. Ahmet Mümtaz Maden’in moderatörlüğünde ve Prof. Dr. Özlem Esen, Uzman Dr. Serap Çetiner, Diyetisyen İpek Ağaca Özger ve Klinik Psikolog Emine Yedilioğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı seminerle DSP Şişli İlçe Başkanlığı’nda yapıldı.

Seminerin açılış konuşmasını DSP Şişli İlçe Başkanı Şefika Keskin yaptı.

 

DSP Şişli İlçe Başkanı Şefike Keskin

DSP Şişli İlçe Başkanı Şefike Keskin

 

Keskin; “Demokratik Sol Parti İstanbul İl Başkanlığımızın Kültür ve Eğitim Etkinlikleri kapsamında bugün ilkini gerçekleştirmiş olduğu Sağlıklı Beslenme ve Sağlıklı Yaşam seminerimize hepiniz hoş geldiniz. Bu güzel etkinliğe ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz. Yedi yıllık aradan sonra partimizin ilçe başkanlığını dört ay önce yeniden kurmanın, halkımızla partimizi tekrar buluşturmanın onuru ve gururu içerisindeyiz. Çok değerli İl Başkanımız Sayın Çiğdem Mercan’ın önderliğinde Parti Meclisimiz ve İl Yöneticilerimizle birlikte, halkımızla sevgiyle, el ele buluşarak ülkemizin aydınlık yarınlarını oluşturma çabamızın mücadelesini hep birlikte veriyoruz.” diye konuştu.

 

 

“AVRUPA’DA BİRİNCİ DÜNYADA DÖRDÜNCÜYÜZ!”

Dr. Ahmet Mümtaz Maden’in keyifli sunumu ile gerçekleşen seminerde ilk sözü alan Uzman Dr. Serap Çetiner “Konumuz sağlık ama obeziteden gireceğiz diyabetten çıkacağız. Çünkü hepsi birbiri ile bağlı konular. Çağımızın en önemli hastalığı obetize. Şu anda dünyada 600 milyon obezite hastası var. Türkiye de obez ülke durumunda Avrupa’da birinci, dünyada da dördüncü yerleşmiş durumda. Çok büyük bir artış gösteriyoruz bu durumda. Diyabet konusunda da dünyada 170 milyon kadar diyabet hastası var, 2030 yılında 360 milyonu geçeceği tahmin ediliyor. Yaşam tarzı bunda çok etkili. Bir de insülin direnci dediğimiz hastalığımız var. Bunlar henüz diyabet olmamış dört kişiden kişiden biri insülin direncine sahip. Yüzde 25 oran bunlar ileride diyabet olacaklar maalesef.” diye konuştu.

 

 

“AVRUPA’DA GENÇ KALP KRİZLERİ BİRİNCİSİYİZ”

Prof. Dr. Özlem Esen, bel çevresinde oluşan yağlanmanın sorunlarına dikkat çekerek “Aşikar şeker hastalığının kalp hastalığına nasıl yol açtığını çok iyi biliyoruz. Ancak bizim asıl korktuğumuz Pre-diyabet dediğimiz henüz şeker hastalığı ortaya çıkmamış kişinin sadece bel çevresinde bir yağlanma var. Hatta kişi aynaya baktığında diyor ki ‘Ben obez değilim ki, kilolu değilim ki sadece karın çevremde biraz yağ var diyor.’ Bu çok önemli bir yağ dokusu artık bağımsız bir organ gibi çalışıyor bu yağ dokusu. Bu yağ dokusundan salgılanan hormonlar vücudumuzdaki damarın akışkanlığını bozuyor. Yani daha damar yağlanmadan, tıkanma sürecine geçmeden kanın akışkanlığı bozuluyor bu da maalesef gençlerde kalp krizine neden oluyor. Biz Türkiye olarak yine birincilik aldık. Avrupa’da genç kalp krizleri birincisiyiz maalesef. Bütün Avrupa ülkelerine bakıldığında 35-45 yaşlardaki genç kalp krizleri ülkemizde oluyor. Bunun da ana nedeninin çok yüksek kolesterol değil çok yüksek tansiyon değil bu metabolik sendrom dediğimiz karın çevresindeki yağlanma. Bunun nedeni endüstrileşme sürecindeki kentsel yaşam. Yani hareketsiz yaşam, uzun çalışma saatleri, sağlıksız beslenme koşulları bir de üzerine sigarayı ekledik mi bunlar kolkola gidiyor.” şeklinde konuştu.

 

 

“ÇOCUK İSTER İSTEMEZ YEME EĞİLİMİ GELİŞTİRİYOR”

Yemek yeme davranışları ve stres faktörünün hayatımıza etkileri konusunda açıklamalar yapan Klinik Psikolog Emine Yedilioğlu “Yaşamın ilk yıllarında sıfır ile bir yaş arasında, oral dönemde, beslenme yani açlık acı çekmek, doyum da rahatlama olarak algılanır. Bebeğin haz mekanizması doymak olduğu için her ağladığında annesi doğal olarak biberon veya meme ile doyuma ulaştırır ve bebek rahatlar. Üç, beş yaşlarında sık sık duyarız; yemeğini ye, biraz daha ister misin? Biraz daha yersen sana şunu alırım, hep böyle bir ödüllendirme mekanizması oluşturulduğu için çocuk bu defa ister istemez yeme eğilimi geliştiriyor. Bu aslında sonraki dönemlerde kişilik oluşumunda beslenme şeklini, yaşam tarzını, karşılaştığı problemlerle, duygusal problemlerle başa çıkmada hep bir sığındığı eğilimi aslında çocukluk döneminde öğrendiği rahatlama reaksiyonu. Bunun tam tersi de olabiliyor. Bir de çok yaygın bir toplumsal kanı var; hafif kilolu olana ‘Maşallah, iyi sağlıklı’, zayıf olan ‘Bir hastalığı mı var?’ O yüzden anne babalar çocuğa ne kadar fazlasını yedirirse ‘Oh çok şükür karnı doydu’ böyle bir algı oluştu için bu tabii ki ister istemez yeme bozukluklarına sebebiyet verebiliyor. Yeme bozukluklarında bazı travmatik bozukluklar da etkili olabiliyor. Cinsel istismar, başkalarından yaşadığı şiddete maruz kalma, onlara tanıklık etme, duygusal anne babanın ihmali, bunlarda çocuğun bir kaçınma davranışı olarak yemeğe ‘sığınma’ gibi algılanabiliyor ve rahatlamayı o şekilde sağlayabiliyor.” diye konuştu.

 

 

İNTERNETTE GEÇEN HABERLERİN YÜZDE 90’I YANLIŞ BİLGİ”

Diyetisyen İpek Ağaca Özger, ne yiyelim, ne kadar yiyelim, neye göre seçelim konularına açıklık getirdi. Özger “Beslenme konusunda kafamız çok karışık olabiliyor. Çünkü medyada farklı konularda farklı alanlarda kişiler de bize farklı bilgiler sunabiliyorlar. Bir gün ekmek yiyelim derken başka bir gün bir uzman ekmek yemeyin diyebiliyor. Bir uzman meyvelerden bahsederken başka bir uzman meyvenin şekeri ile korkutabiliyor. Haliyle bizim de kafamız karışıyor. Medya beslenmeyi seviyor dolayısıyla medyada biz beslenme uzmanları da yer alıyoruz, bazen de uzman olmayan kişilerde çok medyatik bir konu olduğu için, sağlıkla ilgisi olmayan kişiler de bu alanda bilgi verebiliyorlar ve yanlış bilgiler verebiliyorlar. Son yıllarda yapılmış çalışmalarla internette geçen haberlerin yüzde 90’ı yanlış bilgi. Peki, Ne yemeliyiz? Nasıl beslenmeliyiz? Doğal beslenmek yani hepimizin bildiği gerçek gıdaları tüketmek, bizim sağlıklı beslenmemizi sağlıyor. Mümkün olduğunca paketli gıdalardan uzak durmak yapabileceğimiz en doğru şey. Öğün sıklığımız da çok önemli. Tamamıyla kişiye özel değişiyor. Yeni bilimsel çalışmalar tamamiyle kişiye özel yaklaşmamız gerektiğini söylüyor. Örneğin bir kişi için ben iki veya üç öğün beslenme planlarken, örneğin diyabeti veya insülin direnci olan başka bir kişi için altı veya sekiz öğün beslenme programı planlayabiliyorum. Bu yüzden hepimiz özel bireyleriz, hepimizin beslenme şekli farklı. Yaşımız, cinsiyetimiz, metabolik durumumuz, beslenme alışkanlıklarımız, duygularımız farklı. Bu yüzden beslenmemiz de kişiye özel planlanmış olmalı. Mevsiminde sebze meyve tüketmek sağlıklı bir adım olacaktır.” dedi.

 

 

Seminer sonunda DSP İstanbul İl Başkanı Çiğdem Mercan yaptığı konuşmasında “Öncelikle DSP İstanbul İl Başkanlığı Kültür ve Eğitim Etkinlikleri programlarının başlangıcını yapmış bulunmaktayız. Bunun için Şişli İlçe Başkanımız Şefika Hanım’a, İlçe Yöneticilerimize teşekkür ediyorum. Buradan bize katkılarıyla, gelerek, katılarak, emek veren tüm arkadaşlarıma da ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Bizlere çok güzel bilgiler veren birbirinden değerli hocalarımıza da çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

 

 

 

 

 

Kaynak: Editör: Emin Ayyıldız
Etiketler: “AVRUPA’DA, BİRİNCİ,, DÜNYADA, DÖRDÜNCÜYÜZ!”,
Yorumlar
Haber Yazılımı